Ultramaratonda yeni başlayanların en sık yaptığı 10 hata
Fazla hızlı starttan “B planı” eksikliğine: yeni ultramaratoncuların en sık yaptığı hatalar ve onlardan kaçınmanın yolları.
Yeni başlayan ultramaratoncularla geçen yıllar içinde çoğunun aynı hataları yaptığını fark ettik. İşte en yaygın olanların listesi — ve onlardan kaçınmanın yolları.
Hata 1: fazla hızlı start almak
Ne oluyor: enerji doludunuz, adrenalin tavan yapmış, herkes koşuyor — siz de koşuyorsunuz. İlk 10 km su gibi geçiyor, kalabalığı geçiyorsunuz... 30. kilometrede ise bataryanın bittiğini anlıyorsunuz.
Neden kötü: hızlı start, değerli glikojeni anında yakar. “Kırmızı bölgeye” geçer, laktat biriktirir, aşırı ısınırsınız. Yarışın ortasına geldiğinizde yağ motorunuz henüz devreye girmemiş, karbonhidrat deposu ise çoktan boşalmıştır.
Nasıl kaçınmalı: mesafenin ilk %20–30'unu hedef temponuzdan %10–15 daha yavaş koşun. Evet, sizi geçecekler. Ayartıya kapılmayın! İkinci yarıda onlar emeklerken hepsini geri geçeceksiniz.
Hata 2: yemeye çok geç başlamak
Ne oluyor: “Aç değilim, neden yiyeyim ki?” diye düşünüyorsunuz. Ve ancak hâlsizlik hissettiğinizde yemeye başlıyorsunuz. Ama o ana gelindiğinde artık çok geç: glikojen bitmiş, kan şekeri düşmüş, “durmuşsunuz”.
Neden kötü: jeli yediğiniz andan glikozun kana karışıp kaslara ulaştığı ana kadar 15–30 dakika geçer. Yemeye kötüleştiğinizde başladıysanız, yarım saat daha krize katlanmanız gerekecek.
Nasıl kaçınmalı: yarışın ilk saatinden itibaren, açlık daha ortaya çıkmadan yemeye başlayın. Saatinize her 30–40 dakikada bir çalacak bir alarm kurun — “jel yeme vakti” sinyali. “Vücut istesin” diye beklemeyin.
Hata 3: “gri bölgede” antrenman yapmak
Ne oluyor: tüm antrenmanları aynı tempoda koşuyorsunuz — ne çok hafif, ne çok ağır. Sözde çalışıyorsunuz, ama sonuçlar yükselmiyor.
Neden kötü: “gri bölgede” (Zone 2–3, nabzın %70–80'i) antrenman, iki dünyanın da en kötüsüdür. Aerobik tabanı geliştirmek için fazla ağır, eşikleri geliştirmek için fazla hafiftir. Adaptasyon kazanmadan yorgunluk biriktirirsiniz.
Nasıl kaçınmalı: 80/20 polarizasyon ilkesini izleyin: hacmin %80'ini çok hafif koşun (Zone 0–1, sohbet edebilirsiniz), %20'sini ağır (Zone 3–5, nefes düzensizleşir). Orta antrenmanlar minimumda kalmalı. Bölge sınırlarınızı antrenman bölgeleri oluşturucuda hesaplayabilirsiniz.
Hata 4: toparlanmayı görmezden gelmek
Ne oluyor: “Ne kadar çok koşarsam o kadar iyi hazırlanırım” diye düşünüyor ve her gün koşup kilometre biriktiriyorsunuz. Ama ilerleme yerine kronik yorgunluk, sinirlilik, kötü uyku hissediyorsunuz.
Neden kötü: ilerleme antrenman sırasında değil, toparlanma sırasında gerçekleşir. Yeterli dinlenme olmadan bedeniniz mikro travmaları “onarıp” güçlenmeye vakit bulamaz. Sonuç: aşırı antrenman ve sakatlıklar.
Nasıl kaçınmalı:
- haftaya 1–2 tam dinlenme günü ekleyin (koşu yok!);
- her gece 8+ saat uyuyun;
- HRV'yi takip edin — gösterge düşüyorsa kendinize fazladan bir dinlenme günü verin;
- ağır antrenman bloklarından sonra bir boşaltma haftası yapın (hacim −%30–50).
Hata 5: yalnızca düz zeminde koşmak
Ne oluyor: dağ patika yarışına hazırlanıyorsunuz, ama tüm antrenmanları parkta asfaltta yapıyorsunuz. Yarışta kuadrisepsleriniz daha mesafenin ortasında inişlerde “ölüyor”.
Neden kötü: inişlerdeki eksantrik yük (kasın yük altında uzaması) özgül bir adaptasyon gerektirir. İniş antrenmanı olmadan kaslarınız bu tür mikro travmalara hazır olmaz.
Nasıl kaçınmalı:
- dağ ultrasına hazırlanıyorsanız hacmin önemli bir kısmı engebeli arazide olmalı;
- dağ yoksa merdivenlerde, tepelerde koşun, tekrarlı iniş-çıkışlar yapın;
- düzenli olarak özel iniş antrenmanları ekleyin;
- yarıştan 2–3 hafta önce parkuru keşfe gidin.
Hata 6: beslenmeyi antrenmanlarda test etmemek
Ne oluyor: yarışta, beslenme noktasında dağıtılan yeni bir jeli deniyorsunuz. Bir saat sonra öyle bir mide bozukluğu başlıyor ki finişe kadar her 500 metrede bir durarak yürümek zorunda kalıyorsunuz.
Neden kötü: fiziksel yük sırasında bağırsağa daha az kan gider (kan kaslara lazımdır) ve tepkileri öngörülemez olabilir. Dinlenirken normal sindirilen şey, koşarken felakete yol açabilir.
Nasıl kaçınmalı:
- “yarış günü yeni hiçbir şey” — demir kuraldır;
- tüm jelleri, barları ve içecekleri uzun antrenmanlarda test edin;
- kafein alıyorsanız — yarıştan bir ay önce antrenmanda deneyin;
- yarışın beslenme noktalarında ne olacağını önceden öğrenin ve onunla antrenman yapın.
Hata 7: kuvvet antrenmanlarını ihmal etmek
Ne oluyor: “Neden ağırlık çalışayım? Ben koşacağım, halter kaldırmayacağım” diye düşünüyorsunuz. Ve tüm kuvvet antrenmanlarını atlıyorsunuz. Yarışta dizleriniz 40. kilometrede ağrımaya başlıyor, beliniz sızlıyor, ayak bilekleriniz burkuluyor.
Neden kötü: ultramaraton, artan yorgunluk koşullarında aynı hareketin binlerce tekrarıdır. Zayıf stabilizatör kaslar ve core (gövde merkezi) kasları; tekniğin bozulmasına, eklemlerin aşırı yüklenmesine ve sakatlıklara yol açar.
Nasıl kaçınmalı:
- haftada 2 kez tüm vücuda kuvvet antrenmanı yapın (30–45 dakika);
- odak: çömelmeler, hamleler, planklar, denge egzersizleri;
- ayak bileğini çalıştırın: tek ayak üzerinde duruş, denge yastığı;
- core'u güçlendirin: bu, koşu için doğal “korseniz”.
Hata 8: ilk ultra için fazla zor bir yarış seçmek
Ne oluyor: UTMB (Ultra-Trail du Mont-Blanc) videolarını izliyorsunuz — 170 km, 10.000 metre irtifa kazanımı — ve “Ben de böyle istiyorum!” diye düşünüyorsunuz. Kayalıkları ve halatlı geçitleri olan süper teknik bir dağ patika yarışına kaydoluyorsunuz.
Neden kötü: ilk ultra bir öğrenme sürecidir. Uzun mesafelerde bedeninizin nasıl çalıştığını, nasıl besleneceğinizi, tempoyu nasıl yöneteceğinizi anlamanız gerekir. Buna zor navigasyon, irtifa ve hava riskleri eklenirse bırakma olasılığı keskin biçimde artar.
Nasıl kaçınmalı:
- ilk ultra için 50–70 km seçin;
- tercihen teknik olmayan bir parkur (patikalar, toprak zemin, minimum kaya);
- iyi destekli: sık beslenme noktaları, işaretleme, sağlık ekibi;
- yorumlara bakın: bu yarış yeni başlayanlara öneriliyor mu, önerilmiyor mu?
- hava koşullarını okuyun — aşırı sıcak veya soğuk yarışlardan kaçının.
Hata 9: bedenin alarm sinyallerini görmezden gelmek
Ne oluyor: diziniz hafif sızlıyor, ama antrenmanlara devam ediyorsunuz. “Kendiliğinden geçer” diye düşünüyorsunuz. Bir hafta sonra ağrı artıyor, ama yarışa 3 hafta kaldı ve antrenman kaçıramazsınız. Sonuç: sakatlık, yarışı bırakma ve 3 ay koşusuz kalma.
Neden kötü: zamanında ilgilenilmeyen mikro travma ciddi bir soruna dönüşür. Ultramaraton ertelenebilir. Ama ciddi bir sakatlıktan toparlanma aylar sürebilir.
Nasıl kaçınmalı:
- ağrıya kulak verin: bir şey 2–3 gün üst üste ağrıyorsa bu tesadüf değildir;
- 72 saat kuralı: ağrı 3 günlük dinlenmede geçmiyorsa doktora veya fizyoterapiste gidin;
- bir hafta antrenman kaçırmak, sakatlık yüzünden 3 ay kaçırmaktan iyidir;
- aşırı antrenman belirtilerini öğrenin: kötü uyku, yüksek dinlenik nabzı, sinirlilik, iştah kaybı.
Hata 10: yarışta “B planına” sahip olmamak
Ne oluyor: net bir plan kurdunuz: “50 km'yi 7 saatte koşacağım, tempo 8:30/km”. 20. kilometrede sağanak başlıyor, patika bataklığa dönüşüyor, tempo 12 dk/km'ye düşüyor. Üzülüyor, sinirleniyor, motivasyonu kaybediyor ve bırakıyorsunuz.
Neden kötü: ultramaraton bir sürü değişkenli bir oyundur: hava, mide, yorgunluk, kaybolma, ayak vurması. Katı bir plan ilk beklenmedik olayda çöker. Esneklik olmadan hayal kırıklığına mahkûmsunuz.
Nasıl kaçınmalı:
- üç hedef koyun: minimum (sadece finiş), optimum (süreye sığmak), maksimum (üst sıralarda sonuç);
- esnek taktiğiniz olsun: işler plana göre gitmiyorsa minimum hedefe geçin;
- önceden düşünün: “Ya yağmur yağarsa? Sıcaksa? Kaybolursam? Mide iflas ederse?”;
- ilk ultrada ana plan finiş etmektir. Süre ikincildir.
Unutmayın: hatalar öğrenmenin parçasıdır. Neredeyse her ultramaratoncu bu hataların çoğunu yapmıştır. Önemli olan onlardan ders çıkarmak ve iki kez tekrarlamamaktır. Bol şans!